Dünyaya gelişimin üzerinden geçen 7764 günden geriye bana kalan,aklımı bulandıran ne varsa burada olacak.Ben sıkıldıysam siz de sıkılın ben üzüldüysem siz de üzülün ben aç kaldıysam siz de kalın gibi bir sebepten...
Profesyonel Aşçılık ve Pastacılık üzerine eğitim aldım.Eğitimin başlaması,staj,iş hayatı ve dahi beraberinde getirdiği olgunluk çağı,düzenli ilişkiler teee 2008 yılına dayanır...18 Yaş ve baskının hayat biçimi olarak seçilmesi..
Senelerce aşçı olmak istedim,buna rağmen gittim fen okudum sırf bir yer kazanayım,ailem beni orda okur sansın ama ben alaylı olarak bu işi yapayım diye.Lise hayatım bu planla bitti.2.denememde tutturdum,bilmeleri gerekmiyordu çünkü kafama okullu aşçı olmayı takmıştım,beni o bir araba parasına 2 kağıt parçası alınan mutfağın okuluna yollamalıydılar.Neticede istediğim oldu soğuk bir kış günü o sınıftaki yerimi aldım 3 mevsim sonra da diplomamı...
Ossasuna.Frenks,Penne Store,Vak Vak,Miya An gibi yansımaları olabilecek ama gerçek isimlerini asla bilmeyeceğiniz restorantlarda çalıştım..Herkes gibi başıma türlü türlü saçmalıklar,komik hadiseler,mutlu edici gelişmeler,sinir harpleri,entrikalar,yorggunluklar,sevinçler geldi.Zamanla hepsini okuyacağınıza eminim çünkü şuan çenemi açtıysam gerisi gelir,hep böyle oldu...
Bir de GALATASARAY lıyım çok şükür!Hassas olduğum bir konu bu,çocukluğumdan beri kalbimi ferah tutan,paramparça olmasını engelleyen bir kalkan olmuştur.Rahmetli METİN OKTAY'ın da dediği gibi GALATASARAYLILIK bir din gibi mezhep gibi içime yerleşmiş köklü bir inanç oldu...
Yemek,sahtekarlık,Galtasaray dışında dikişe meraklı,bilgiye köle,kitap okumaya bayılan,film izlemeyi seven,örgüye de merakı olan,ruhu 40 yaşında,kahve bağımlısı,asosyal,apolitik,mektup yazıp duran,sinirli,yanlız,üşengeç,karikatüre ilgili,amatör falcı,değişken ruh hali olan,sıkılgan,fotoğraf hikayeleri yazmayı seven,teknoloji özürlü,sürrealizm hayranı,yatağına yastığına uykuya aşık olan,panik,acıya dayanıklı,alışverişi seven,matematiğe ve zeka oyunlarına uzaktan sevdalı,kaprisli,sakar,kıvırcık saçlı,kendinden emin ve umutlu AMA ŞANSSIZ bir insanım...
Hayat başıma gelen enteresan şeylerden ilki...Portakalda vitaminken kendini insan formunda buluyorsun,kavramlar etrafına duvarlar örüyor,sevdiğin şeyler,tercihlerin kişiliğini oluşturup üzerine güzel bir elbise biçiyor.İşte tam bu noktada hayat denen terzi,elbisenin köşelerini törpülüyor ve kendine göre dikiyor.Biz de bu hadiseler bütününe 'yaşayıp gidiyoruz' diyoruz...
Ölüm en özgür hal bana göre...Anne karnına sıvı düşüp katılaşıyorsun dünyaya geliyorsun sonra ölüp gaz bulutu oluyorsun yani ruh...Öldükten sonra kemiklerimden heykel yapılmasını istediğim için kemiklerinden lego yapılmış kadavra ismini seçtim.Siz yaşayacaksınız ben toprak altında çürüyeceğim yok öyle yağma!Madonna da benim için gençliğin ve şuh bir havanın sembolü ismimin sonuna eklemem bu yüzden...
hepsini toplarsak azıcık ucundan şöyle birşeyim :
Düşünülmeyen sonlardan birini yaşadık! :)